Ölmekten Korkuyorum


Ölmekten korkuyorum.
Hem de çok korkuyorum.
O mezara girmekten korkuyorum,dışarıya çıkamayacağımı bildiğim için korkuyorum.
Ölmekten korktuğum için bir çok durum karşısında haklı olduğum halde susuyorum,sözlerimi yutmak zorunda kalıyorum.
Ölmekten korktuğum için çok güzel kıyafetler giyemiyorum,bir çok kadın gibi süslenmiyor gezmiyorum.
Ölmekten korkutuğum için çocuğuma vurduğum fiskeden bile vicdan azabı çekiyorum.
Ölmekten korkutuğum için topuklu ayakkabı giyemiyorum giyince ızdırap çekiyorum bir daha giymemeye sokakta yürürken olabildiğince silik ve fark edilmeyecek şekilde olmaya gayret ediyorum.

Rabbim soracağı için herşeyin hesabını yaptıklarımın cevabını bu dünyada bulmaya çalışıyorum.
Bazen bulamıyorum bazen kırılıyorum bazen zayıf düşüyorum nefsime uyuyorum ve özirler diliyorum diller döküyorum gönüller almaya çalışıyorum.

Olsun!
Olsun diyorum..ben düşeyim onun gözlerinde ben alta kalayım alttan alan olan ben olayım diyorum olsun..Rabbim elbette en güzel yerde yükseltecek beni..

Anlayacak beni..ben kendimi anladığımdan daha fazla üstelik..
Çünkü O şahdamarımdan bana daha yakın olandır ve affedendir..anamın sıcacık kucağından teselli dolu sözlerinden bile daha merhametli daha bağışlayıcı ve onarıcı olandır..

Onaracak kırığımı,onaracak gediklerimi onaracak gönlümü bilirim..
Beni hep bekler O,ne zaman sitersem huzuruna çıkabilirim.konuşabilirim,özür dileyebilir tövbe edebilirim..

O her zaman müsait her zaman bekler beni..benim hatalarımı affetmek için sürekli sebepler yaratır.

Kim bekler beni Onun gibi Onun kadar..
Kul olmama rağmen istediğim saatte istediğim şekilde huzuruna çıkabildiğim Rabbim varken şımarmak ve üstünlük tasalamak ,kime niye?..

Niye?

Kimbilir,belki de işlenen tüm günahlar ve kusurlarımız yüzünden en çok kendimize kızacağız ahirette..
Elbette burada bir çok olayın sonucunu kendimiz hariç herkese herşeye yüklemek daha pratik..

Kimbilir belki bu dünyada deli gibi aşık olanlar,tutkunun ağlarına takılıp işledikleri günahın farkında olamayanlar ahirette birbirinden kaçacak,düşman gibi bakacak..kimbilir bir gün belki en sevdiğimizden bile saklanacağız,tanınmamayı isteyeceğiz belki kimbilir.

Sırrımızı bilenden bu dünyada nasıl kaçıyorsak kaçacağız ahirette o kişilerden belki de..

Belki de bu yüzden çok susmak gerek çok konuşmak yerine belki de bu yüzden din alimleri kişisel düşünce ve sözlerini hep esirgeyip söylemediler belki de.

Belki de bu yüzden susmak altındır,özellikle de kızgın iken söylediğimiz sözlerin cezasına maruz kalacağız belki de.

Belki de bu dünyaya fazla daldık ve belki de dünya dişleye dişleye bizi azalttı,belki de yok olmak üzereyiz şimdi.
Gerçeklerin yer değiştirdiği ve günahların ve çirkinliklerin hoş görüldüğü herşeye yorum yapıldığı herkesin yorum yapıldığı bu dünya belki de başımızla beraber amel defterimizi de yok edecek asıl sebebimiz olacak belki de..

Belki de tepki veren insanlara hak vereceğiz ahirette,belki de bu şımarıklık ve bu düşüncesizlik felaketimiz olacak bir gün belki de..
Burdaki düzeni ve kurguyu ve kaderi ve yaşamamız gerekenleri yaşadığımızı anlamamız kavramamız bizim iyiliğimiz içindir belki de..

İnanmayanlar inkar edenler hep olacak belki de her zaman dünya tarihinde ve günlerinde her zaman olduğu gibi inkar etmek ve inançsız yaşamak daha uygun gelebilir bazılarına belki de ama o toprağa gömülecek olan kendisi olacaktır ve ardından tek başına bırakılacak olan ve bu dünyadaki düşüncelerine sadık olan ve sürekli reddeden,istemeyen,nefsini pohohlayan o toprağın içinde herkesden daha pişman olacak olan kendisi olacaktır belki de..

Mezarda takipçi yok,izleyici yok,beğeni yok..sergilenecek bir şey de kalmamıştır anlatılacak bir şey de yok.

Sorular belli,cevaplar gerekli,melekler görevli,torpili yok bu durumun.

Bu durum önemli.

Ama peki ya Allah bize ben sana dert verdim ancak onunla baş edebilmen için gerekli donanımı da yarattım,derse..

Peki ya Allah sana binbir imtihan ile beraber irade de verdim,kabiliyet de verdim,örnekler de verdim,sen bunlarla ne yaptın derse?

Sen,sana verdiğim imkanlar ile bu imtihan içindeyken,verdiklerimden tamamen ve olabildiğince faydalanıp yapman gerekeni yaptın mı derse..

Ya derse..



Dilim sert gelebilir ve ben bunları acaba neden yazdım diyen olabilir.
Yazdım çünkü bizi sarsacak insanları göremeyecek kadar,işitmeyecek kadar kör olduk.
Bize faydası olacak şeylere tıkadık kulaklarımızı.
Bize zararı dokunacak olan şeylere yaklaştıkça yaklaştık,şirin gösterilen günahlara karşı bile esnek davranmaya başladık.
Yazdım çünkü Rabbim,sen imkanın olduğu halde neden üstüne düşeni yapmadın diyebilir belki de.
Bildiğin halde neden sustun neden şirin gösterdin dünyayı diyebilir belki de..

Ve ben,ölmekten korkuyorum.
Çok korkuyorum.







tamamını gör
PAYLAŞ:

Yurtdışında Bayram-Kurban Bayramı 2017


YURTDIŞINDA BAYRAM

Son yıllarda bayramların kısaldığını hissediyorum,birinci günü dışında bayram ile ilgili pek fazla anım yok aklımda mesela..ne oluyorsa veya ne yapılıyorsa bayramın birinci günü içindir..

Dün bayramın birinci günüydü..tatlı telaşlar gün boyunca yaşandı..hamdolsun ki az bile olsa kapımıza el öpmeye bayramlaşmaya gelen çocuklar vardı..kimisi Türk kimisi Kürt ,bunlarla arkadaş sırf arkadaş oldukları için gelen Bulgar çocuklar da vardı,hepsi pırıl pırıl gözlerinden neşe ve heyecan akıyordu...

Kapıyı açıp bizimkiler el öpünce bakakalırlar..ne yapıyor bunlar der gibiler..masumlar,bilmiyorlar,çocuklar nihayetinde..

Guzel anlar günleri güzelleştirir..bunlara yoğunlaşıyor insan,her şeyde bir güzellik bulup yaşamak lazım..dünyanın neresinde olursanız olun...

Evet çok kalabalık olmuyor çok telaşlı olmuyor hatta hasret ve özlem insanın canını yakıyor ama hamd olsun guzel geçiyor bayram yine de..

Olabildiğince bayram olabildiğince yaşanıyor yurt dışında..telefon görüşmeleri mesajlar ..ağlayanlar oluyor konuşamayacak kadar duygulananlar..

Rabbim sevdiklerimizden uzak düşürmesin..vatandan topraktan uzak düşürmesin..

Gönül sevdikleriyle mutludur,tamdır..uzakta olan sevdiklerinden uzakta bayram yapan veya yapamayan herkese de sevgilerimi gönderiyorum buradan...

Memleketin,vatanın kıymetini daha çok anlıyor insan uzak olunca..sürekli uzlaşmak zorunda kalıyor sürekli kendini avutmak güçlü olmak zorunda oluyor...sesleniyor sonra birlikte olanlara ''kenetlenin,ayrılmayın,kopmayın değerlerimizden.''


Rabbim hasret çeken herkese sabır,özlem duyan herkese de hayırlı kavuşmalar nasip etsin..

Tüm İslam aleminin bayramını kutluyorum..Rabbim bu günlerimizi aratmasın..Allah kurbanlarımızı ibadetlerimizi kabul etsin...


tamamını gör
PAYLAŞ:

Dağınık Ev İçin Pratik Çözümlerim Var


İster tek başına ister kalabalık veya çocuklu bir evde yaşayın,dağınık bir evin ne olduğunu az çok bildiğinizden eminim .
Dağınık bir ortam her ne kadar yaşanmışlığı ve hareketi simgelese de bir yerden sonra çekilmez bir hal alabiliyor,insan alıştığını söyleyebilir ancak dağınıklığın üzerindeki olumsuz etkileri reddedemiyor..

Düzgün ve düzenli olmak elbette mümkün değil,birazcık derli toplu olmak günlük yaşamı ve yaşam alanlarımızı daha kullanışlı ve yaşanır kılmak mümkün ama!..

Küçük alışkanlıklar beraberinde büyük (ve herkesin istifade edeceği) sonuçlar getirebilir,dağınıklığın boyutu en azından azaltılabilir böylece de kalabalık bir ev dahi olsa olabildiğince toplu olabilir..

Dağınıklık aslında büyük bir sıkıntı,kötü bir alışkanlık,en az bir insanı peşimizde sürekli olarak meşgul etmek sürüklemek demek bu da zulümdür :)..

Moralimizi etkiler avramızı etkiler,gün içinde sebebini bilemediğimiz bir huzursuzluğa neden bile olabilir.

Panik ve trajik durumlara düşebilir insan,içinden çıkamayacak bir hal bile alabilir bu yüzden her bir hali yaşamış biri ve artık ANNE olarak  (He He) öneri ve çözümlerimi paylaşıyorum...temizlik ekibi gelmeden okumakta fayda var :)


PRATİK ÇÖZÜM NOTLARIM




Reklamlar:

Bulunduğunuz ortamdaki her tür boş ambalaj,reklam broşürü otobüs bileti,market fişi kızların saç tokaları,oğlanın kulaklığı vs gibi şeyleri ait oldukları yere koymakla başlamak en güzeli,kısaca çöpleri atın-herşeyi ait olduğu yere koyun.

Yerini bulamadığınız eşyayı ise elden çıkarın,hediye edin,yok edin..evde yeri yoksa hayatınızda da yeri yok demektir.

Bu çözüm elektronik posta kutusu veya bilgisayarınızın masaüstü için de geçerli,elektonik posta kutunuzu reklam veya  abonesi olduğunuz sitelerden alınan mailleri çöp kutusuna göndermek demek önemli postalarınıza hızlıca ulaşmak demek.Çöpe atın.Bir süre sonra da gözden geçirip gerçekten artık önemli olmayanları silin.

Not:.Bu tavsiye evdeki çöpler için geçerli değilidr :)

Çamaşır  & Giysiler

Giysi dolabınızdan en az son bir yıldır giymediğiniz eşyaları kaldırmayı deneyin,garip bir olay ile karşılaşmanız mümkün,uzun süre giyilmeyen eşya dolaptan çıkartılınca veya başka birine verilince kısa bir süre sonra gerekli olur..aldırmayın..geriye yerini tutacak çokça eşyalarınız var zaten,uydurun bişeyler.

Çamaşırları toplayın,hemen dürme katlama ütüleme imkanınız olmasa bile çamaşır sepetine elinizden geldiğince düzgün koyun.

Kirlileri çamaşır sepetine atmayı da unutmayın,bu bir çift çorap bile olsa onu ait olduğu yere koyun,ne kadar zamanınızı alır iki saniye,bilemedin üç..

Giyinme esnasında asla ve asla çıkardıklarınızı yere atmayın yakında bulunan sandalyeye fırlatmayın,düzgün olmasa bile dürüp dolaba kaldırın.

Çocuk odası ve oyuncaklar:

Küçük raflar küçük sepetler her çocuğun odasında bulunmalı,çocuklara düzenli olmayı zaman içinde büyük zorluklarla kazandırmak yerine bizim dağınıklığı küçücük hareketlerle bile olsa önlemeye çalışmak onlara daha düzgün ve düzenli olması gerektiği mesajı verecektir.
Oyuncaklar sepete,kutuya,çekmeceye konur,ait oldukları yerde olunca bulunması da kolay olur.

Evin dekorasyonu/Hatırası var:

Evde bir çok minik süs eşyası,'hatırası' olan eşyalar bulmak mümkün,sormak lazım aslında kendimize ' bunun bana/bize ne faydası var?'

Atmaya kıyamayanlar veya elbette hatırası olan objeler bir araya toplayıp koleksiyon gibi bir dolaba sıralanabilir,bunları bir yerde bulundurmak hem hatırlalarınızı canlı tutar hem de neden evinizde yer ettiklerini mantıklı olarak size gösterir.Soranlara da anılarınızı anlatmak sizi mutlu eder :)

Uyumadan önce:

Oturma odasından oyuncakları,meyve tabaklarını,kuruyemiş kaselerini,çay bardaklarını,cep telefonlarını,kaldırın.
Hepsinin yeri var,herkes kendine ait olan eşyayı kaldırınca evin en önemli ve atar damarı olan oturma odası sabaha hazır derli bir şekilde size günaydın diyecektir-bu da sizin çoook çok hoşunuza gidecektir.


Çalışma masası:

Çalışma masanızın üzerinde mutlaka küçük bir çöp kovası bulundurun ve bunu her gün boşaltmayı ihmal etmeyin,masa üzerinde iplik kalıntıları olsa bile insana hzuursuzluk verir.


Dijital veriler:

Bir gününü çektiğin tüm resimleri klasörlere ayırmak ve Allah aşkına gerçekten sevdiklerini bastırmak/çıkartmak için düzenle.


Askıya alma:

Evin hemen girişinde bulunan askıyı gözden geçirmek de pratik bir çözümdür,ailenin her ferdi için bir mont veya bir hırka bırakıp askının geri kalanını boş tutmak muhtemelen gelecek olan misafir karşısında 'bunu nereye assam acaba?' sıkıntısını misafirin yanında yaşamamak demektir,şemsiyeler de buna dahil.

Mutfak tezgahı/Bulaşık makinesi

Boş,olabildiğince az eşyalı olmasında fayda var.
Boş ve temiz tezgah demek gördüğün bir tarifi yapmak için hemen başlamak demek,atıştırmak için kolayca yiyecek bir şeyler hazırlamak demek,mutfak işini gözünde büyütmemek demek.
Bulaşık makinesini her zaman dolu değil mümkün olduğunca boş tutup kirli bulaşıkları tezgahın üzerine bırakmak yerine makinenin içine koymayı dene,büyük bir ailenin dahi bulaşığı olmaz böyle yaparsan çok faydasını görüyorum.


Kahve makinesi hariç :) tost makinesi,el süpürgesi,rondo vs gibi küçük mutfak aletlerini dolaba kaldırın/saklayın.
Yemek hazırlığı esnasında hiç birinin gereksiz yere tezgahta yer tutmasına gerek yok ayrıca yemek hazırlarken sıçrayan salça gibi lekeleri sonradan silip kendinize ek iş açmanıza da gerek yok.

Yatak:

Belki biraz mantıksız gelebilir ama yatağınızı mutlaka düzeltmeyi öneririm hem de şiddetle.
Yatağımı ne zaman toplasam oda bana daha temiz görünüyor hareket etmem kolaylaşıyor hatta giyinmek için bile daha az bir zamana ihtiyaç duyuyorum kısaca bakış açımı etkiliyor.



Önerin var mı?..
Yazmaya paylaşmaya ne dersin?


Kimbilir belki bir insanın ruh sağlığını kurtarabilirsin bugün :)

GİDERAYAK BİR HATIRLATMA!


Bugün Şablon Çekilişimin SON günü henüz katılmayanlar için hatırlatmak istedim..

Güzel geçsin günümüz..

tamamını gör
PAYLAŞ:

Zaman Akıp Giderken Nereye Gidiyor?


Sabah kızımı okula bıraktıktan sonra nehrin kenarına gitmeyi düşündüm..belki bir kahve eşliğinde biraz müzik dinler biraz düşünürdüm ve bu vesile ile de kafamı dinlerdim.
Ancak aniden bastıran bir açlık hissi ile kendimi marketin fırın reyonunda buldum.
Yiyecek bir şeyler alıp arabaya döndüm.

Elimdekileri yerleştirdim koltuğa oturdum arabayı çalıştırdım..
Çantamdan cep telefonumu çıkartıp müzik açtım.Son zamanlarda genelde Souncloud'dan müzik dinlemek hoşuma gidiyor çünkü bu uygulamadan müzik dinlerken bir çok şey yapılabilir aynı zamanda..

Müziğimi açtıktan sonra yiyeceklerimi kucağıma alıp yemeye başladım,telefonu da karşıma dikey konumda bırakmıştım,müziği daha iyi duyabilmek için arkasını çevirmiştim.

Şöyle sular içinde kalpleri olan bir telefon kılıfım var,fotoğraftaki..

Kapağın suları dikkatimi çekti..
Kalpler ve pırıltılı toz yavaş yavaş şerit halinde süzülüyordu..incecik ip gibi bir şeydi..kum saati gibi ama görüntüsü kum değil sanki yıldızların sıvı hali gibi bir şey..

İncecik aşağıya doğru akıyordu..nedense aklımdan hayatın da işte bu şekilde aktığı geçti birden..
Pırıltılar yavaş yavaş hoş bir şekilde aşağıya doğru süzülürken gözlerimi onlardan alamadım..



Bu kapağın içindeki su ve pırıltılar bana hayatın özetini anlattı sanki..
Yavaş yavaş aşağıya doğru süzüldü pırıltılar ve kalpler..en sonunda da üstte hiç bir şey kalmadı.Sadece bir boşluk ve siyah bir zemin,hepsi bu..

Ömür dedim;ömür de böyle akıp gidiyor,geçiyor..
Peki ömür akıp gidiyor mu gerçekten?
Yok mu oluyor gerçekten,tüketiliyor mu?

Kapağın alt kısmına değdi gözüm sonra,tüm pırıltılar kalpler ve o sıvılaşan tozlar kapağın dibindeydi..
Hiç bir yere gitmemiş tam da gözümün önündeydi.
Sadece şekil değiştirdikleri için akıp gittiklerini düşündüm..
Bu topluluk form değiştirince gittiler sandım,hayat gibi..yok oldu sandım,zaman gibi..

İşte o anda telefonumun kapağında gördüklerimle yola çıkarak hayatın ve yaşadıklarımızın ve dünya üzerinde bulunan hiç bir şeyin yok olmadığını anladım..

Ne zaman,ne ömür,ne de yaptıkalrımız.
Hiç biri yok olmuyor..
Hepsi ama hepsi ve aynı zamanda bizimle ilişkili olan her şey form değiştiriyor ve bir yerlerde birikiyor..

Yapmamız gereken tek şey,ömrümüzün veya zamanımızın nereye aktığınıfark etmemizdir belki de..böylece neye dönüştüklerini de kolayca anlayabiliriz,veya neye dünüştüğümüzü daha net görebiliriz belki de...


tamamını gör
PAYLAŞ:

Kuş Evleri


Hiç ummadığım yerde kuş evleri çıkar karşıma.
Bazen kasabanın ortasında bir bahçenin içinde bazen ise okulun bahçesinde..genel olarak kuş evlerine rastlamak oldukça alışılmış bir şeydir buralarda ama ben hayatımda hiç böyle güzel ve sempatik kuş evleri görmedim ki!..ilgimi çekiyor hemen.


Bu gibi kuş evlerini mağazalarda bulmak mümkün,fotoğraftaki kuş evi balkonuma yazın başında alıp astığım kuş evidir.Henüz hiç bir kuş gelip ziyaret etmedi..sahiplenecek bir şey değildir kuşlar için bu evler çünkü kuş evlerinin amacı soğuk kış aylarında kuşlara kolayca yiyecek bulmalarına yardımcı olmak..yani öyle yuva belleyip eşini çağırıp çiftleşip yavrulamalarını bekleyemeyiz..

Heves ve heyecanlı bir şey olur diye balkonuma bir kuş evi aldım..dediğim gibi henüz hiç bir kuş teşrif etmedi..sıcak aylarda yiyecek bulmak daha kolay olduğundan kimsecikler uğramamış olsa da ümidim var.

Kışın soğuk günlerinde belki bu evin içine konacak olan ekmek kırıntılarını toplayacak şirin bir ku gelebilir diyorum..belki koltuğuma oturup örgümü ördüğüm bir gün bir bakmışım ki kuş gelmiş kalpten içeriye girmiş..

Karnını iyice doyurup uçup gittikten sonra bu evi sevdiği için balkonuma gelmeyi alışanlık haline getirmiş olur belki..


Belki bizim de beslediğimiz bir kuşumuz olur ama kafesler içidne değil..
Uçmak için yaratılmış bu güzel canlıları kafese koymak zulmün bir çeşidi gibigelir bana..
Kuş dediğin uçacak balık dediğin yüzecek..
Hapsetmek olmaz..
Ama bak işte bu şekilde ona yer verirsen..sana gelir..
Uzaktan sevmeyi öğretir insana..
Sahiplenilmez herşey..
Ama herşey sevilebilir..


tamamını gör
PAYLAŞ: